19 Temmuz 2016 Salı

Tütün ve Şarap






"Öyle bir aşk ki.." dedi. "Şairleri öldürür, şiirleri kirletir."
"Tütünü çıkar" dedi. "Şarabı getir!"


Rüzgarın tiz ıslıkları koyu bir ayrılığın habercisiydi sanki. Kahverengi kutusundan çıkarırken tütünü ürperdiğimi hissettim. Şaraplar kadehe dolduğunda, eski tütün usul usul yandığında, bu gecenin yağmurlu kör karanlığında bir ayrılığı daha öğrenecektim. Oysa şarabı çok severdim. Tütün yandıkça her ateş söner derdim. O gece farklıydı, o gece hiç hiçbir şey yolunda gitmedi ibrahim.

Ah! çekti derinden. Sanki çınarlar sökülüyordu içinden, sehpalar devriliyordu. Bilmiyordum ibrahim, bilmiyordum öfkesi kaç yanardağ ediyordu? O kahrolası öfkesi aşkını boyuna örseliyordu. Dilim dönmedi üç-beş cümleyi devirmeye, elim gitmedi şaraba, ateş aramadım tütüne. Hiçbir şey yerli yerinde değildi o gece. Sanki hep gelip geçtiğimiz yollar bildiğimiz yerlere çıkmıyordu. Sanki defalarca okuduğumuz kitaplar aynı sonla bitmiyordu. Hani bardağın boş tarafı hep boştu ya. Hani doluya koysan almaz da boşa koysan dolmazdı ya. Hani ak akçeler yaramazdı ya kara günlerde hiçbir işe. Bunlardan sebepti işte.
Ah! diyordu. Sonra uzunca susuyordu. Zihninin oyunlarına kanıyordu her zaman. Saklambaç oyunlarının en gözde körebesi oluyordu. En çok kendini ararken en çok kendi kayboluyordu. Aşk mıydı bu?

Ta içindeydi zehir zıkkım gibi. Atsa atamaz çekip vursa yapamazdı.

O gece ilk kez böyle görmüştüm gözlerini. "Ağlat beni!" der gibiydi. "Ağlat ki öfkem boşalsın gözlerimden, ağlat ki geleyim üstesinden!"

Bazı sözleri hançer gibiydi. "Dostum" dedi. "Sen iyi bilirdin aldatılmayı.."

Bilirdim elbet. Bilirdim de anlatılmazdı.
"Bu yaranın melhemi yok!" desem olmaz.
"Öfken hiç dinmeyecek!" desem olmaz.
Kağıt kesiği bir acı, nasıl anlatılır?
Anlatılmaz. Ben sustukça o bağırıyordu avaz avaz.

"Şimdi!" diyordu. "Şimdi olmalıydı Süreya, yazmalıydı bir şiir daha.." Olacak şey değildi ya, olsun istiyordu.


Gözlerindeki acı, şarabın kırmızına yansıyordu.
Bir yudumda aşk, bir yudumda acı.




Şarabın tadı mayhoş,
Biz körkütük sarhoş..





24 Haziran 2016 Cuma

yeniden





yeniden ibrahim
yeniden,
ezbere bildiğim şiirler gibiyim
içimdeki çocuk gibi
beslediğim serçe kuşları gibi



ibrahim
ben
yeniden,
devirdiğim cümleler gibiyim
beklediğim sabahlar
sevdiğim sokaklar
eskimeyen şarkılar gibiyim



ibrahim
bir ben varım yeniden
bir gülüşü
bir de saçlarının omzuna dökülüşü





15 Haziran 2016 Çarşamba

bir not






Ne anlatayım ki var olduğuma bile emin değilim. Benim bir ikiz kardeşim vardı. O kadar birbirimize benzerdik ki.. Boynumuza taktıkları bir kurdeleyle bizi güç bela ayırabilirlerdi. Bir sabah yıkanırken kurdelelerimizi çıkardık. Birimiz boğuldu. Hangimiz olduğu hiçbir zaman anlaşılmadı.








28 Mayıs 2016 Cumartesi

A.




Yeniden yazılsın şiirler. Tüm şairler seni bilsinler, bilsinler de sonra ölsünler isterdim. İstanbul'da göreyim isterdim ilk kez seni. İstiklal'de yürürken bulayım ansızın kendimi. Rüzgarın estiği gibi meyledeyim, Galata'ya düşerse yolum kuşlardan özür dileyim. Az öncesinde Galata'nın, Markiz Pastanesi'ne uğrayayım. Oğuzcan'a rastlayayım isterdim. Tramvayın sesini duyayım sonra uzaktan kesik kesik, gülümseyeyim birazdan geçeceğini hissedip.. İki çay söyleyeyim. Oğuzcan anlatsın da ben o meşhur Ayten'i dinleyeyim isterdim. Bir anda hiddetlensin sonra:
"Ama yağma yok! Ayten'i size bırakmam!" diye haykırsın isterdim. İşte tam da o an; dursun isterdim zaman. Dursun birazdan geçecek olan tramvay, dursun boğazda çığırtkan martılar. Dursun duvar saatleri, sussun o hüzünlü şarkılar..

İşte o cumartesi, ilk kez sen gir isterdim Markiz Pastanesi'nden içeri. Seni ilk kez orada göreyim isterdim Ayten misali. Yeniden akmaya başlasın zaman. Yeniden şiir yazsın Galata'da Attila İlhan. Sakinleşsin de Ümit Yaşar Oğuzcan, seni görsün isterdim. Yeniden alsın seni görünce kalemi eline, yeniden dolsun çaylar, yeniden yansın sigaralar.. Bu ezbere bildiğimiz şiirler en baştan yazılsınlar.


 İsterdim.



Hani seni ilk kez,
Hani seni orada
Bulduğum
Yeniden İstanbullu olduğum
O cumartesi
Bir şiir yazdı
Oğuzcan'ın kalemi.






"A. demeliyim yaşadığım yıllar boyunca
Günlerim A. ile başlayıp A. ile bitmeli
En iyisi bırakmalı M'leri U'ları
Başımı alıp A.ya gitmeli


Uyumalı A.larda, A.larda uyanmalı
Odalarda küçük A.lar, büyük A.lar
En iyisi bir A. olmak kitaplarda
Ve A. demek Z.ye kadar."










                    *Şiirlerin baş harfine, Aylin (Demiray)'e.





3 Mayıs 2016 Salı

istanbul









içimde kımıldanırken İstanbul,
kendime değdim.


geldim.


hangi yollara düştümse,
hangi kıyılara vurdumsa,
hangi kuş olup
hangi gökte uçtumsa,

sana geldim.








21 Nisan 2016 Perşembe

şimdi








Haydi şimdi!
Ümit Yaşar Oğuzcan misali
Ayten sizi de aldatmış gibi
Devirin ulan cümleleri
Devirin ki;
Altta kalanın
Canı çıksın.






aşk, diyorlar.







"Yazdan kalma rüzgarların umarsızca estiği tepelerin birinde, uçmayı bilmeyen bir küçük uçurtma misalisin." diyor üzüm buğusu gibi ağlarken.

"Solunda." diyor. "Kağıt kesiği gibi bir acı.."
Susuyor sonra. Uzun uzun susuyor gözlerime baktığında..

Beni delip geçiyor sanki bakışları. Saydam olmak ne'imiş anlıyorum böyle zamanlar. Yüzüme bakınca ardımın göründüğünü hissediyorum adeta. Gelecekteki günler, henüz yazılmamış şiirler.. Hepsi, dolu dolu gözlerindeler.

O, bana bakınca ardımı;
Ben, ona bakınca kendimi
Görüyorum.

Aşk, bu diyorlar.
Elbet aşk
Biliyorum.