7 Temmuz 2017 Cuma

Aynı değilsiniz




Sabahattin Ali'nin canı Aliye ruhu Filiz
ve bir mektup yazmayan siz
Aynı mısınız?
Bence değilsiniz.



6 Temmuz 2017 Perşembe

üzülenler için








Bizi kim üzdü böyle? Gözlerimizdeki bu buğu niye?

Fatma teyze mi kızdı kayısı ağacına tırmandık diye? Gazoz şişesini düşürdük diye bakkal amca mı? Topunu patlattığımız şişman Rıza mı?

Kim üzdü?

Annemiz mi kızdı üstümüzü çamur ettik diye? Yoksa akşam ezanından sonra mı gittik yine eve? Seksek çizgisine mi bastık mızmız kızların? Dallarına mı takıldı uçurtmamız ağaçların?

Bizi kim üzdü böyle?

Lokum mu kalmadı bisküvi arasına? Bisikletimiz mi satıldı yok pahasına? Gol mü yedik yoksa toprak sahada? Yenildik mi diğer mahallenin toraman çocuklarına?

Yağ satarım bal satarım dedik de satamadık mı? Kovalandık da kaçamadık mı? Çanak çömlek mi patladı? 

Bunlardan daha fiyakalı derdimiz mi vardı?
Boşversek ya, anlayan anladı.





4 Temmuz 2017 Salı

ultimatom








bekleyişlerin vadesi doldu

sen gideli hayli oldu

ah içimin oyuğu

ah benim ince sızım

tüm şairlerin geçtiği kapıdayım

ya kendini hatırlat

ya da bırak unutayım






16 Haziran 2017 Cuma

Nicedir




Hangi kitabı açsam sen,
Hangi şiiri okusam sen,
Çiçek olup açsam,
Kuş olup uçsam,
Su olup taşsam,
Sen.


Nicedir düşünüyorum;
seni kendime ilikleyince
neden üşümüyorum?



6 Haziran 2017 Salı

05:24 şiiri





Gitmesine inanamadım bir türlü.
Zamanın böyle alelacele akmasına, inanamadım.


Dönmeyişini anlayamadım bir türlü.
Beni böyle alelade bırakmasını, anlayamadım.


Onsuzluğa alışamadım bir türlü.
Kör oldum.
Sonsuzluğa karışamadım bir türlü.
Kor oldum.








31 Mayıs 2017 Çarşamba

yara





Yarası büyük olanın ibrahim, acısı çok; yarası derin olanın sızısı ince olur. Şarabı doldur da gel şöyle karşıma otur.

ibrahim uzun zaman oldu iki kelam etmeyeli seninle. yolun düşmez oldu içime. halbuki yerim yurdum belli. yolum belli, sonum belli.

ah be ibrahim. yarası çok olanın güneşi doğmaz dediler inanayım mı? sokağı çıkmaz olur dediler, ağrısı bitmez olur. sen söyle, doğru mudur?

yaralar iyileşmez mi ibrahim? geçmez mi sızısı? hep mi bizi bulacak aşkın en belalısı? hep mi bizim kıracaklar kadehimizi, hep mi sökecekler içimizi?

ibrahim. uçurtma uçurmadık diye evvelinde, gökyüzü vermeyecekler mi şimdi bize? şiir okumadık diye düğüm düğüm mü olacak boğazımız?

hep mi ıssız kalacak sokağımız, hep mi kimsesiz kalacak durağımız?

ah be ibrahim, acısı geçmiyor bazı izlerin.
acısı geçmiyor bizlerin.




30 Mayıs 2017 Salı

her akşam aynı saatte




Izdırap yükü omuzlarımda diyordu, boynu büküklüğünü anlatırken. Oldu olası konuşmazdı dertlerinden. Sormadıkça söylemezdi. Zamansız ölülerin anıları kaplamıştı her yeri. Eski mobilyalar, tozlu pencere, saksıda kurumuş çiçek, duvardaki çerçeve. Her akşam bu saatlerde bir plak seçerdi. Her akşam bu saatlerde rakısını sek içerdi. Batmak üzere olan güneş bir perde gibi örtüyordu odanın içini ve odanın içiyle kendi içini. Gündüzün kalabalığı, hınca-hınç oluşu kayboluyordu gece olurken. Her akşam aynı saatte anımsıyordu onu. Aynı koltuğa oturuyordu onunla, aynı şişeden aynı rakıyı dolduruyordu. Zihninin zamana yenik düşmesine imkan vermemek içindi tüm bu tekrarlar. Onu, her akşam aynı saatte bu yüzdendi misafir edişi. Aslına bakılırsa oldu olası sevmezdi olmayan bir şeyi var etmeyi; sevmezdi hiç, giden birini gitmemiş farzetmeyi. Bunca sevmeyişine rağmen batağına düşmüş kötü bir alışkanlık gibi her akşam aynı saatte tekrar ediyordu bu ritueli.

Her akşam aynı saatte rakısı sek, kendisi tek kalıyordu.

Giden mi? Elbet dönmüyordu.