21 Nisan 2016 Perşembe

şimdi








Haydi şimdi!
Ümit Yaşar Oğuzcan misali
Ayten sizi de aldatmış gibi
Devirin ulan cümleleri
Devirin ki;
Altta kalanın
Canı çıksın.






aşk, diyorlar.







"Yazdan kalma rüzgarların umarsızca estiği tepelerin birinde, uçmayı bilmeyen bir küçük uçurtma misalisin." diyor üzüm buğusu gibi ağlarken.

"Solunda." diyor. "Kağıt kesiği gibi bir acı.."
Susuyor sonra. Uzun uzun susuyor gözlerime baktığında..

Beni delip geçiyor sanki bakışları. Saydam olmak ne'imiş anlıyorum böyle zamanlar. Yüzüme bakınca ardımın göründüğünü hissediyorum adeta. Gelecekteki günler, henüz yazılmamış şiirler.. Hepsi, dolu dolu gözlerindeler.

O, bana bakınca ardımı;
Ben, ona bakınca kendimi
Görüyorum.

Aşk, bu diyorlar.
Elbet aşk
Biliyorum.






17 Mart 2016 Perşembe

Veda Havası






gel ibrahim. hoşgeldin.

bu gece çok farklı öncekilerden. bu gece ibrahim, vazgeçeceğim verdiğim tüm sözlerden.

otur ibrahim.

hani bir acıdan bahsederdim sana bağzı geceler. hani bir düğüm derdim boğazımda. hani nefes alamazdım da..

evet, evet ibrahim. vakti geldi. kimse bilmez be ibrahim. jilet kesiği bir yaram var. bir ben bilirim acısını, bir de yârâdan anlar.

yıllar oldu ibrahim. geçmiş dedikleri vuku bulmadı hiç. geçip gitmedi. tam geçti dedik de demek yetmedi. buram ibrahim. tam da buram..

bir yer var boynumda bir tek onun bildiği. geceler boyunca korkup da gizlendiği. buram işte ibrahim. tam da buramda yara dediğim.

çok! sevdim diyeceğim de ibrahim. çok demek yetmeyecek bilirim. ellerini düşünürüm bazen, bağzı zamanlar hayaline takılır zihnim. yıllar geçti derim de kokusunu unuttum demeye varmaz dilim. ibrahim. buramda bir yara, şah damarıma ramak kala.

bir masal vardı ibrahim. hani bir tane yumurta.. hani kuğu olurdu masalın sonunda. ne vakit korksa bunu anlatırdım ona. hiç duymamış gibi dinlerdi baştan sona. her şeyi anladım da yokluğunda. bu masal olmadan nasıl da..

O, buramda uyurken(!) dursun isterdim zaman. dursun isterdim de durmazdı ibrahim. her gece kirpiklerini izlerdim. kirpiklerinin, imkanı yoktu rastgele dizilmelerinin. buramda uyandığı bağzı sabahlar, bir başka bakardı sanki gözleri. günaydınlara ibrahim, nasıl da yakışırdı sesi. ah! ibrahim. ah.

Anlat derdin ya hep. çektiğim acının tarifi yok, bundan sebep.

gidişi ibrahim. bir türlü akıl-sır erdiremediğim. bir türlü gitti, bitti diyemediğim. gidişi ibrahim, dönecek sanıp da her gece beklediğim.

ah ibrahim. nicesi boşa emeklerin. nicesi boşuna sevmelerin. kimse bilmez de ibrahim,  çok sevdim, yârâdan şahidim benim.


bakma gözlerime öyle. ağlıyorum basbayağı ağlıyorum işte. gizleyecek gücüm kalmadı ibrahim. bekleyecek takatim de.

vakit tamam. bu benim ilk ve son vedam. kapansın bu yara, ölüm bizi bulmadan.



bundan sonrasının zordur izâhı,
dokunursam izi kalır
konuşursam âhı.





                                     

   *Ahmet Kaya, Veda Havası adlı parça çalınıyor..









7 Mart 2016 Pazartesi

Kuşlar






Hiç bilmediğimiz bir yerde hiç duymadığımız sesleri dinledik birlikte. Nereye gittiğini bilmediğimiz, nereye varacağını düşünmediğimiz kalabalık bir otobüsteydik. Ankara, çatık kaşlı ayaz günlerinden sıyrılmıştı. Adeta gülümsüyordu, ya da bana öyle geliyordu. İlk defaydı kalabalıktan bunalmayışım. İlk defaydı insanlardan kaçmayışım. Sayamadığım kadar sokaklar geçmiştik, hatta bir küçük bebek dahi sevmiştik. Biraz sonra durmuştu otobüs ve biz inmiştik.


Zar-zor inmiştik o malum durakta. Ben ona bakıyordum, o ise benden uzaklara. Bir anda gözleriyle gülümsedi, nasıl anlatılır bilmiyorumki.. Gözlerinden kuşlar havalandı bir anda sanki. Doksanlarca, yüzlerce kuşlar. "İşte!" dedi. "Haydi!"

*

Elimden tutup çekerken "uçuyorum" hissine kapıldım. Belki bundandı yemyeşil çimenlere uzanınca ancak ayıldım. Durak nerede kaldı, otobüs ne kadar yol aldı.. Farkına varamadım.


Konuşmadı uzunca bir süre. Belki bir kaç dakikaydı, belki daha fazlaydı. Bulutlar, ağır aksak geçiyordu gözlerimin önünden. Sırt üstü uzanmak dedim içimden, gökyüzüne bakmak için yaratılmış olmalıydı. Kulağıma çekirge sesleri geliyordu uzaklardan. Adını bilmediğim bir koku doluyordu ciğerlerime. Dedem karanfil çiğnerdi ben küçükken, sanki o kokuya benziyordu. Ya da..

Bir anda gözleri belirdi karşımda. İşaret parmağını dudaklarıma getirdi. 'Duyuyor musun?' dedi. Kalbimi mi, demek istedim. 'Kanat sesleri*' dedi, 'Geliyorlar, kuşlar..'


-

Sessizce yürüdük bir süre. Konuşmak istiyordum onunla ve konuşmak istediğim kadar susuyordum. Kanat sesleri demişti, neden duymuyordum.

Uzaklardan çocuk sesleri geliyordu. Arasıra cılız bir köpek havlıyordu. Rüzgar da hafiften yokluyordu. Güneş nöbeti devrediyordu geceye, kuşlar uçuyordu.

Biliyordum.
Kanat sesleri içimden geliyordu
ve bir tek o duyuyordu.

Kuşlar,
gözlerinden havalanıp
gözlerime konuyordu.






21 Şubat 2016 Pazar

Son Tren





tütün getir ibrahim, söyleyeceklerim var. dün sahildeki ayyaştan arakladığım şarabı da getir. ne küfür etmiştir arkamdan ihtiyar. olsun be ibrahim, dokunmaz babamın ettiği küfürler kadar. hah şöyle, harla petekleri. içimiz gibi yansın biraz da dışımız. gel otur ibrahim. söyleyeceklerim var.


ah ibrahim, sabahı olmak bilmiyor bazı gecelerin. türlü türlü dertler dağılıyor içimde. devriliyor çınarlar. ipini sıkı sıkıya bağladığım uçurtmalar, uzun zamandır yerlerinde yoklar. ibrahim, anlatsam..


ah ibrahim, uzat hele şu tütünü. anlatmakla azalır mı dertlerin bütünü.  azalmaz ibrahim. bakma öyle, anlatmayı istemez miyim.


sevmenin ibrahim, sevmenin yarası neden bu denli derin? bir gözleri var hatrımda, bir elleri ibrahim. varsın olmasın sabahı gecelerin.


doldur bir kadeh daha içelim. yok evde bekleyenimiz. son treni de kaçırdık zaten. gerçi bilet alacak para da yok ya. selam olsun son trene biletli yolculara.


sokak lambası yanmıyor. tramvay çok uzaktan geçiyor ibrahim. benim içimde anlayamadığım bir derdim.


ibrahim, bilsinler
bilsinler, ben çok sevdim.






16 Şubat 2016 Salı

İçimden Geldiği Gibi




İçimden geldiği gibi sevmek istiyorum seni. İçimden geldiği gibi dokunmak tenine ve dans etmek istiyorum seninle; sabahlara kadar süren o kırmızı tango gecelerinde. Mum ışıkları titresin istiyorum. Saçının gölgesi düşsün omuzlarına. Beni öpmek akşam kızıllığında, senin dudaklarına yakışsın istiyorum; en çok da senin dudaklarına.



İçimden geldiği gibi batsın istiyorum güneş. Ellerin ellerimde olsun mevsim kış olduğunda. Kahvem sen ol, kitabım sen ol istiyorum. İçimden geldiği gibi, koşmak istiyorum ilkbaharda. Yazdan kalma rüzgar nefesinle dokunsun bana. Avlumda koşup-duran çocuklar, gökyüzünde o sırra kadem basmış uçurtmalar, sen ol istiyorum.


Tüm sokakları sana çıksın bu şehrin. İçimden geldiği gibi yürümek istiyorum. Varsın sabahları olmasın gecelerin. Her gecenin sabahı sen ol istiyorum. Papatyalar olsun kahvaltı masalarında, taze demlenmiş ıhlamur kokuları yayılsın odalara. Kahvaltılar günaydınlara, günaydınlar sana çıksın istiyorum. İçimden geldiği gibi, sana uyumak, sana uyanmak istiyorum.


Sana yazılsın tümü şiirlerin. Seninle dolsun hepsi kadehlerin. Şairlerle oturup, meyler içmek istiyorum. Aşığın sazında, şairin sözünde ve her şeyin özünde sen ol istiyorum.



İçimden geldiği gibi, sen olmak istiyorum.






7 Şubat 2016 Pazar










ben gövdesine yenik dut ağacıyım
sen bal tutmuş badem ağacı
kuşlar konarlar
kuşlar uçarlar